konsere katılacak olan grupları ilk duyduğumda oldukça etkilenmiştim; entombed'i sadece wolverine blues için bile izlemeye değer buluyordum ki wikipedia'da tarzları hakkında yazan death'n'roll, diğer rock'n'roll etkisinde kalmış farklı türde müzik yapan gruplarda olduğu gibi oldukçe eğlenceli geliyordu bana. entombed'in hakettiği değeri pek fazla göremediğini düşünürüm; at the gates ile birlikte in flames, dark tranquillity gibi daha popüler grupların öncülüğünü yapmışlardır oysa ki. entombed'i ne kadar sevsem de wolverine blues, morning star ve biraz da uprising haricindeki albümleri çok dinlemişliğim yoktu.
benim için konseri çekici kılan esas etken ise cannibal corpse oldu. bir grubun ne tür müzik yaptığını tartışmak çoğu zaman gereksiz tartışmalara sebep olsa da ben kendilerini goregrind'e yakın bir death metal grubu olarak gördüm hep. türü hakkında farklı görüşler olsa da, herkesin ortak paydada birleşebileceği konu cc'nin extreme müzik piyasasında en popüler gruplardan biri olduğudur sanırım. ace ventura: pet detective gibi bir 100 milyon dolar hasılat yapmış bir hollywood filminde yer alması bile (her ne kadar bunda en büyük pay jim carrey'de olsa da) grubun bu piyasa içerisinde ender rastlanan konumunu anlatmak için yeterli bir örnek. the bleeding'in diğer cc albümlerinden farklı olarak neredeyse thrash metal'e kavan havası ve bloodthirst'in de ilk dinlediğim cc albümü olması bu iki albümü diğerlerinin bir adım önüne çıkarıyor benim beğenilerim arasında.
behemoth ve overkill ile ilgili çok fazla fikrim yoktu; behemoth'u sadece bir kaç kez dinlemiştim ve iyi bir grup olduklarını düşünüyordum ama çok fazla ilgimi çekmiyordu. overkill'i ise sürekli duymama rağmen daha önce hiç dinlememiştim; 90larda ankara'daki bir konserleri dışında overkill hakkında bilgi sahibi olmamam benim üşengeçliğimden kaynaklanıyordu sanırım.
saat 6 gibi konser yerine geldiğimde entombed sahneye henüz çıkmamıştı; yeşil gömleğimle bütün siyah giyinen gençler arasında rahatsız hissetsem de önlere doğru gidip hazırlanmalarını bekledim. şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki, -izlemediğimden dolayı saat 6dan sonra çalanlar arasında- seyirciyle en yakın diyaloğa girmeye çalışan grup entombed'di. tabii ki burada aslan payı vokalist lars göran'ın, seyircilere bira fırlatması, kameramana taciz girişimi, yabancılardaki kebap aşkı ve özellikle gökyüzünden yeryüzüne bütün dünyayı kapsayan sümükleriyle adeta arkadaş gruplarının en afacan karakteri gibiydi. muhteşem bir performans olmasa da, 20'den fazla senelik tecrübenin verdiği vasat üstü performans ve out of hand, wolverine blues ve chief rebel angel gibi klasikler sayesinde oldukça keyif aldım.
behemoth ve overkill hakkında yazacak kadar bilgili değilim ama en azından behemoth'un oldukça sağlam bir performans gösterdiğini, overkill'in de özellikle grup üyelerinin yaşları düşünüldüğünde sahne şovlarının mükemmel olduğunu söyleyebilirim.
lafı çok fazla uzatmak istemiyorum; cannibal corpse'a hayatımda izlediğim en iyi canlı performası sergilediklerinden dolayı minnettarım. enstrümanlarına olağanüstü derecede hakimler ve inanılmaz bir hızla çaldılar. çok fazla söylecek söz bulamıyorum, konser sırasında da kendilerini şaşkınlık içerisinde izledim ve seyircinin kendileriyle çok fazla ilgili olmamasına rağmen mükemmeldiler. pounded into dust özellikle muhteşemdi.
Cumartesi, Temmuz 03, 2010
Çarşamba, Mart 03, 2010
entourage
yeni bir dizi izlemeye başlarken genellikle tedirgin olurum; ya diziye ısınamazsam, karakter/konu bana uzak gelirse, ilk bölümü beğenmeyip, diğer bölümleri hoşuma gidebilecek bir diziden uzaklaşmak gibi düşünceler can sıkıcı gelir. entourage'a uzun süre bu sebeple başlayamamıştım ama entourage'da da yeni dizileri beğendiğim zaman da ortaya başka türlü bir sorun çıktı; dizinin bölümlerini iki günde izleyip bitirmek.
neyse ki entourage'in yeni sezonu imdadıma yetişti ve pazartesi akşamı izledim 8. sezonun ilk bölümünü. çok eğlenceli bir bölüm değildi diye düşünüyorum; yine de çok kötü değildi, vasattı diyebilirim. entourage hiçbir zaman muhteşem senaryolu inanılmaz bir dizi olmadı ama popüler diziler arasında en eğlencelilerinden biri oldu. umarım sezon ilerledikçe önceki düzeylerine çıkabilirler.
neyse ki entourage'in yeni sezonu imdadıma yetişti ve pazartesi akşamı izledim 8. sezonun ilk bölümünü. çok eğlenceli bir bölüm değildi diye düşünüyorum; yine de çok kötü değildi, vasattı diyebilirim. entourage hiçbir zaman muhteşem senaryolu inanılmaz bir dizi olmadı ama popüler diziler arasında en eğlencelilerinden biri oldu. umarım sezon ilerledikçe önceki düzeylerine çıkabilirler.
yeni bir başlangıç
ödevlerle uğraşırken neden tekrar başlamayayım dedim. eski bir uğraş, yeni bir "distraction".
Cumartesi, Ağustos 02, 2008
greeks gone wild?
Olympiakos is considering a run at LeBron James when he becomes a free agent in 2010, according to SI.com ...
Sports Illustrated haberi..
Sports Illustrated haberi..
Pazar, Temmuz 27, 2008
cunts
So Nasri's going to play on the left hand side, I reckon. It'll be interesting to see if he and Clichy can form the kind of partnership that Pires and Cunt (Cashely) did. Not to heap any pressure on Nasri but it's clear we've never replaced Pires properly. Rosicky has never been consistently fit enough, Hleb turned out to be a cunt so there's a big chance here for the young man. It used to be we were a team weighted to the left hand side - Pires, Cunt (Cashley), Henry all flourishing down there. Now we play a bit too narrow so hopefully Nasri on the left and Walcott (hopefully) on the right will give us greater width for the season ahead.
arseblog'dan..
arseblog'dan..
Cuma, Temmuz 18, 2008
kylie

kylie minogue beğendiğim az sayıdaki pop şarkıcılarındandır.. fever öncesinde neler yaptığını bilmiyorum ama fever ve body language gayet güzel albümlerdi kanımca.. can't get you out of my head'i yüzlerce kez dinlediğimden artık baymış olsa da, love at first sight, in your eyes, come into my world her daim playlistimde bulunan şarkılardandı.. body language ise tarzını oturtmaya başladığı albümdü kylie'nin.. chocolate çok değişik bir şarkıydı, keza slow da farklıydı ve her ikisi de kaliteliydi.. red blooded woman da fena değildi.. kylie'nin "greatest hits" albümü ultimate kylie'den i believe in you'da yine hoş bir kylie şarkısıydı.. x'ten sadece "in my arms"'ı dinledim, gayet güzel bir şarkı, bu albümden de öncekiler gibi minumum 3 güzel şarkı çıkacaktır diye düşünüyorum..
yine de bence en iyi şarkısı olan where the wild roses grow kendi albümlerinden birinde değil, nick cave'in murder ballads albümündeydi.. tam olarak onun şarkısı sayılmasa da, anmadan geçmemek lazım..
sopranos
Perşembe, Temmuz 17, 2008
gümülcine
gümülcine takımı panthrakikos fc bu sene yunanistan birinci ligi'ne çıktı.. yaklaşık 50 bin nüfuslu şehirde çok sayıda türk olduğundan türk futbolcu peşinden koşuyordu klüp.. hakan şükür söylentilerini duymuştum, wikipedia'ya göre okan yılmaz'ı almışlar.. okan yetenekli oyuncudur ama kaç senedir doğru düzgün top oynamadığı gibi daha önceki yurtdışı denemeleri de başlamadan bitmişti.. bu sefer farklı olur mu, eğer gider de oynarsa ligdeki ortalama-ortalamanın biraz üstü topçulardan biri olabileceğini düşünüyorum..

yukarıdaki panthrakikos'un stadı, 3000 kişilik.. resim stadia.gr'den
pao ise gilberto silva'yla anlaşmış, videosu şurada.. kariyerinin sonlarına doğru yunanistan'a giden pek çok futbolcu var, güzel hava, az maç, en az türkiye'deki kadar para, güzel şey sanırım orada futbolcu olmak.. özellikle brezilyalılar sıkça tercih ediyor yunanistan'ı.. daha da yaşlanınca güney kıbrıs'a giden futbolcu sayısı da az değil..
olympiakos pao'dan daha sempatik gelir bana ama yine de bu sezon pao, aek, paok, aris birisi şampiyon olsun da olympiakos olmasın.. 12 yılda 11 şampiyonlukları var yeter artık..

yukarıdaki panthrakikos'un stadı, 3000 kişilik.. resim stadia.gr'den
pao ise gilberto silva'yla anlaşmış, videosu şurada.. kariyerinin sonlarına doğru yunanistan'a giden pek çok futbolcu var, güzel hava, az maç, en az türkiye'deki kadar para, güzel şey sanırım orada futbolcu olmak.. özellikle brezilyalılar sıkça tercih ediyor yunanistan'ı.. daha da yaşlanınca güney kıbrıs'a giden futbolcu sayısı da az değil..
olympiakos pao'dan daha sempatik gelir bana ama yine de bu sezon pao, aek, paok, aris birisi şampiyon olsun da olympiakos olmasın.. 12 yılda 11 şampiyonlukları var yeter artık..
Çarşamba, Temmuz 16, 2008
mr. arsenal
tony adams, 1966
1984–2002 Arsenal 669 maç 48 gol
taraftarların verdiği oylarla belirlenen arsenal'in en iyi 50 oyuncusu arasında tony adams üçüncü sırada seçildi.. ilk iki sıra yarın açıklanacak, büyük bir sürpriz olmazsa bergkamp ikinci, henry birinci olacaktır..
konumuz adams.. 20 küsür sene arsenal için top koşturmuş, dixon-bould/keown-winterburn ile 80lerin sonundan 2000lerin başına kadar birarada oynamış bir geri dörtlünün en önemli parçası olmuş, yaklaşık 15 sene arsenal'in kaptanlığını yapmış bir futbolcuydu tony adams, lakabını onun kadar hakeden, bir klüple bu kadar özdeşleşen futbolcu çok azdır.. ayrıntı olarak, alkolikliği de çokça meşhurdu kendisinin, wenger'in ilk zamanlarında getirdiği diet kurallarıyla defanstaki diğer dört partneriyle birlikte daha uzun ve daha başarılı (bu dönemde man utd ile beraber ingiltere'nin en başarılı iki klübünden biri olmuştur arsenal) bir kariyere sahip olmuştur..
arsenal efsanesidir..
1984–2002 Arsenal 669 maç 48 gol
taraftarların verdiği oylarla belirlenen arsenal'in en iyi 50 oyuncusu arasında tony adams üçüncü sırada seçildi.. ilk iki sıra yarın açıklanacak, büyük bir sürpriz olmazsa bergkamp ikinci, henry birinci olacaktır..
konumuz adams.. 20 küsür sene arsenal için top koşturmuş, dixon-bould/keown-winterburn ile 80lerin sonundan 2000lerin başına kadar birarada oynamış bir geri dörtlünün en önemli parçası olmuş, yaklaşık 15 sene arsenal'in kaptanlığını yapmış bir futbolcuydu tony adams, lakabını onun kadar hakeden, bir klüple bu kadar özdeşleşen futbolcu çok azdır.. ayrıntı olarak, alkolikliği de çokça meşhurdu kendisinin, wenger'in ilk zamanlarında getirdiği diet kurallarıyla defanstaki diğer dört partneriyle birlikte daha uzun ve daha başarılı (bu dönemde man utd ile beraber ingiltere'nin en başarılı iki klübünden biri olmuştur arsenal) bir kariyere sahip olmuştur..
arsenal efsanesidir..
Cumartesi, Temmuz 12, 2008
Perşembe, Temmuz 10, 2008
hleb barça'da
uzun zamandır konuşulan bir transferdi; barça, chelsea'ye giden deco'nun yerini dolduracak bir orta saha arıyordu, hleb'i gözlerine kestirmişlerdi ve sonunda da başta guardian olmak üzere pek çok kaynağa göre anlaşma sağlandı gibi..herşeyden önce, hleb çok yetenekli bir futbolcu, saf yetenek olarak belki de avrupa'nın en iyilerinden.. futbolla ilgili forumlarda yapılan bazı yorumlar onun en iyi dribling yapan futbolculardan biri olduğu yönünde, belki ronaldo veya messi gibi 5 kişiyi geçip gole gitmiyor ama top tam anlamıyla ayağına yapışıyor ve çok az top kaybı yapıyor.. bunun dışında futbol zekası, yaratıcılığı, tekniği ortalamaların kat be kat üstünde..
öte yandan, hleb'in arsenal'de oynadığı 110 maçta sadece 11 gol atıp 14 asist yapması tam bir hayal kırıklığıydı.. bu durum barcelona'da bir sorun yaratır mı bilmiyorum, sonuçta hleb sağa yakın oynamaya çok alışamamış olabilir, onu farklı yerlerde oynatmak gol sayısını yükseltebilir, ya da en azından barcelona'nın onun gollerine ihtiyacı olmayabilir ama arsenal'in wenger döneminde yaşadığı başarıların temelinde kanat oyuncularının yüksek gol ve asist katkıları vardı.. karakter-tecrübeli oyuncuların eksikliğinin yanında rosicky ve hleb'in (özellikle hleb'in) gol atmada ve asist yapmada kısır kalmaları son üç senedeki geri düşüşün sebebidir bana göre.. (merak edenler için, overmars 99 maç 25 gol, pires 283 maç 84 gol, ljungberg 331 maç 72 gol; rosicky 61 maç 13 gol 6 asist) bu durum hleb'in son vuruşlarda güçsüz olmasından daha çok isteksizliğinden kaynaklanıyor.. ki bunu kendisi de onaylıyor, yapılan röportajlarından birinde fabregas ile kendisini kıyaslarken cesc'in daha fazla insiyatif aldığını, biraz şahsi olduğunu ve daha fazla şut çektiğini söylüyordu..
bu gelişmenin ardından, nasri transferi de büyük ihtimalle gerçekleşecektir, genelde oyun kurucu oynayan "topçuları" kanatta oynatmayı sever wenger, nasri'yi de hleb gibi oynatmayı deneyecektir kanımca..
transfer ücreti olarak arseblog süper bir yorum yapmış:
Strange one really, I didn't think there was any prospect of him going there. Sport runs with a headline saying HLEB: SIGNED while El Mundo has even put a 'Best of Hleb' YouTube video on their homepage. The Spanish press reckon we've been paid €15m which could possibly rise to €18m if Hleb scores more than 3 goals a season so €15m it is.
fergie's fledglings
#11 giggs, #8 butt, #7 beckham, #2 neville, #18 scholes
+
#12 neville, #6 brown, #22 o'shea, #24 fletcher
ryan giggs'ten itibaren manchester united'ın kazandığı kupalar:
93, 94, 96, 97, 99, 00, 01, 03, 07, 08 premier lig
94, 96, 99, 04 fa kupası
92, 06 lig kupası
93, 94, 96, 97, 03, 07 community shield
99, 08 şampiyonlar ligi
91 süper kupa
99 kıtalararası kupası
+
#12 neville, #6 brown, #22 o'shea, #24 fletcher
ryan giggs'ten itibaren manchester united'ın kazandığı kupalar:
93, 94, 96, 97, 99, 00, 01, 03, 07, 08 premier lig
94, 96, 99, 04 fa kupası
92, 06 lig kupası
93, 94, 96, 97, 03, 07 community shield
99, 08 şampiyonlar ligi
91 süper kupa
99 kıtalararası kupası
Çarşamba, Temmuz 09, 2008
untouchables
#1 lehmann; #3 cole, #23 campbell, #28 toure, #12 lauren; #7 pires, #4 vieira (C), #19 gilberto, #8 ljungberg; #14 henry, #10 bergkamp
2003/04 premier ligde 26 galibiyet, 12 beraberlik, 0 mağlubiyet..
ligde üst üste 49 maçta 0 mağlubiyet..
2003/04 premier ligde 26 galibiyet, 12 beraberlik, 0 mağlubiyet..
ligde üst üste 49 maçta 0 mağlubiyet..
Kaydol:
Yorumlar (Atom)


